Herhangi bir gün. Saat sabah 8 suları. Conkbayırı tırmanışındayım. Birbirinden güzel koyların kenarına adeta ilmek ilmek işlenmiş gibi yükselen tepeleri birer birer çıkıyorum. Hedef en büyük tepe Conkbayırı’na varmak. Sağımda solumda sıralı uzanmış şehitlikler, bomboş eşsiz bir asfalt ve ağaçların arkasında kaçışan kuşlar. Çok değil, 108 yıl önce burada bulunanlar için cehennemi andıran tepelerin düzlüklerinde bugün yalnızca kuşların ve bisikletimin zincir sesinin bozduğu derin bir sessizlik hakim. Albayrak sırtı, Kanlısırt, Bomba Sırtı derken yavaş yavaş 57. Alay şehitliğine doğru yaklaşıyorum. O sırada tur otobüsünden inen 60’larında bir grup insan beliriyor önümde. Ayakta pedal basıyorum ve gözlerimin önünde gittikçe büyüyen görkemli şehitliği izliyorum. Derken bir alkış sesi patlıyor kulağımda. Sonra birkaç tane oluyor. Kafamı çevirip baktığımda bir grup amca ve teyzenin beni alkışlamakta olduğunu görüyorum. Duyguların çok yoğun hissedildiği bir yerde olduğumuzun farkındayız. Bu topraklarda her eylemin farklı hissettirdiğini biliyoruz, bisiklete binmenin bile. 108 yıl önce atalarımızın kanlarını akıttığı toprakları ter akıtarak arşınlamaktaki anlamı görüyorlar ve beni tebrik ediyorlar. Saygıyla ve nezaketle kendilerine baş selamı verip geçiyorum. Gözlerimden bir damla yaş süzülüyor. Çünkü bu topraklarda yürümenin, koşmanın, dua okumanın, bisiklete binmenin ve hatta nefes almanın bile hiçbir yerde olmayan çok derin bir anlamı var. Bunu yeniden hatırlıyorum.
İnsan şükran duymaktan yorgun düşer mi? Kendini bir hiç gibi hisseder mi? 15’inde 20’sinde o gencecik yüreklerin, yaşanmamış onca güzellikle, dokunulmamış eller, söylenmemiş sözcüklerle yitip gitmesini düşündükçe hüzünlenmez mi? Tırmanılan her bir tepenin, dökülen her bir terin ve geçilen her bir kilometrenin, Çanakkale’yi geçilmez kılan bu cesur yüreklere borçlu olduğunu bilerek şükran duymaz mı? Duyar, hem de yorulurcasına duyar, hiç kimseye hiçbir şeye olmayacak, olamayacak kadar duyar.
İşte böyle. Çanakkale’de her ne yapıyorsanız yapın, duyguları yoğun yaşayacağınızı bilerek işe koyulun. Burası atalarımızın kocaman hayatlarını, yaşanmamış onca yıllarını feda edip, ölüme meydan okuyarak tarihin yönünü değiştirdiği kutsal topraklar. Buradan selamsız, duygusuz ve hissiyatsız geçilmez, geçilemez.
Neler Yaptım?
Önemli yarışların öncesine denk gelen Çanakkale tatilini spor açısından verimli şekilde değerlendirmek kaçınılmaz bir hedefti. Bu yüzden gerekli ne kadar ekipman varsa, zincir yağından, yedek piline kadar bisiklet, yüzme ve koşu için yedek ayakkabı da dahil olmak üzere yanıma aldım. Antrenörümün uygun gördüğü yoğunlukta antrenman kaçırmadan ve hatta öngörülenden biraz daha yoğun olmak üzere güzel, keyifli ve verimli bir tatil geçirdim. Alternatif olması açısından Çanakkale merkezli bisiklet rotalarımı paylaşmak istiyorum:
Çanakkale – Umurbey – Hacıgelen:

https://www.strava.com/activities/9503908418
Çanakkale merkezden Lapseki yoluna girdikten sonra Umurbey sapağına kadar Rolling inişli çıkışlı aktif araç trafikli bir yol kenarından ilerliyoruz. Umurbey sapağından içeriye daldığımızda bizi “Meyve deposu Umurbey’e hoşgeldiniz” tabelası karşılıyor. Öğreniyorum ki toprakları tarıma çok elverişli olan Umurbey, lezzetli meyvelerin yetiştirildiği bir bölgeymiş. Bir süre sonra köy meydanına ulaşıyoruz. Umurbeylilerin taylı bisikletçilere alışkın olduğunu anlıyorum, herhangi bir Anadolu köyünde üzerimizde gezinen meraklı bakışlar yok. Devam ettiğimizde Hacıgelen köyü tırmanışına vuruyoruz kendimizi. Asfalt güzel, doğa, coğrafya ve manzara nefis.

Eceabat Tarihi Alan:

https://www.strava.com/activities/9529913289
Çanakkale merkezden sabahın erken saatlerinde Kilitbahir veya Eceabat feribotuyla karşıya geçip yapılabilecek enfes bir tur. Özellikle haftaiçi bir gün çıkarsanız yanınızdan geçen araba sayısı yaklaşık olarak yaptığınız kilometre kadar olacaktır. Kuzeye doğru ilerleyip Eceabat merkezden ayrıldıktan sonra 57. Alay şehitliği tabelasından içeriye daldığınızda eşsiz Ayçiçeği tarlalarının güzelliklerini izlemeye başlayacaksınız. Bu yol Gökçeada feribotuna giden yol olduğundan rotanın kalan kısımlarına kıyasla nispeten yoğun olabilir. Kabatepe kavşağına geldiğinizde Conkbayırı tırmanışı için düz devam edebilir veya sola dönüp bu tırmanışı es geçebilirsiniz. Eğer kondisyon seviyeniz elveriyorsa bu tırmanışı es geçmemenizi, dinlene dinlene bile olsa burayı muhakkak çıkmanızı tavsiye ediyorum. Yol boyunca şehitlikleri geze geze, fotoğraf çekerek çıkabilir ve bu sayede yorgunluğunu bir nebze atarak devam edebilirsiniz.

Conkbayırı’na ulaştıktan sonra rahat fakat temkinli ilerlemenizi gerektiren uzun bir iniş sizi bekliyor olacak. Bu inişten sonra yarımadanın güneyine doğru devam ediyor olacaksınız. Ulaşacağınız ilk yerleşim yeri Alçıtepe olacak. Bu köylerin tamamı savaşın izlerini halen taşıyan, tipik bir Anadolu köyüne nazaran sessiz ve vakur yerleşimler. Burada merkezdeki markette mola verebilir, bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Güneye devam ettiğinizde yarımadanın burnuna ulaşacak ve Seddülbahir köyüne doğru Doğu istikametine dönüyor olacaksınız. Burası Şehitler Abidesi’nin yakınındaki köy. Abide’ye gitmek isterseniz köyün çıkışından sağa dönüp bir miktar tırmanmanız gerekecek. Fakat kesinlikle değer. Daha önce gitmiş olsanız bile böylesi ikonik yerlere bisikletle ter akıtarak ve emek harcayarak gitmenin anlamı çok büyük ve hissettirdikleri çok derin.
Yola devam ettiğinizde yeniden Alçıtepe köyüne ulaşacaksınız. Düz devam ederseniz Behramlı köyü sonrasındaki vadi inişiyle birlikte denize ineceksiniz ve Kilitbahir’e doğru yol alıyor olacaksınız. Kilitbahir’den yorgun ama başarmış olmanın verdiği mutlulukla yapacağınız feribot yolculuğuyla denizi ve manzarayı izleyerek yeniden merkeze ulaşacaksınız. Bu rota Türkiye’de yapabileceğiniz en güzel, en anlamlı rotalardan bir tanesi olacak. Tarihi Alanı bisikletle gezmek en verimli gezme yöntemi.
Yaptığım diğer rotalar Tarihi Alan bölgesini merkezine alan alternatif rotalardan oluştu. Çeşitli kombinasyonlarla bu rotayı uzatıp, kısaltmak ve elevasyonu artırıp azaltmak mümkün.

Koşu için kordon’u veya 18 Mart stadyumu’nu tercih edebilirsiniz. Ben genelde evden çıkıp Kordon’a veya stadyuma ulaşana kadar ısınıp sonrasında günün antrenmanı neyse endurance veya interval setlerimi buralarda verdim. Çanakkale merkez koşu için de uygun elverişli alanlara sahip.
Yüzme için söylenebilecek çok bir şey yok. Tüm plajlar, sahiller istediğiniz uzunlukta yüzme antrenmanları için uygun ortama sahip.
Bilanço
Toplamda baktığım zaman 3 haftalık bir zaman diliminde
- > 600km mesafe ve >5000m tırmanışla bisiklet,
- > 60km koşu
- > 8km yüzme
Antrenmanları gerçekleştirmişim. Hedeflediğimden en eksik ne de fazla. Tatillerde aileyle geçirilecek zamanın ve öngörülemeyen olayların geliştirdiği programları idare etme zorunluluğuyla birlikte değerlendirildiğinde kayda değer bir spor zamanını yaratabildiğim için mutluyum.
Neler Olacak?
Önümüzdeki ilk yarış Challange İstanbul. Boğazda triatlon keyfi paha biçilemez. Hedefim geçen seneki süreyi kısaltabilmek ve tabiki boğazın keyfini çıkarmak olacak. Ardından Gelibolu Triatlonu var. Kutsal topraklarda yarış heyecanı benim için ilk olacak. Bunun yanı sıra ilk kez bir standart mesafe triatlon yarışını koşuyor olacağım. Süre hedefim yok, tüm konsantrasyonumu sağlıkla bitirmeye yoğunlaştıracağım.

Yorum bırakın